Yapay zekâ ve yayıncılığın geleceği üzerine Türkçe editoryal kapak

Yıllarca yanlış soruya takıldık:

Yapay zekâ makale yazabilir mi?

Bugün yanıt büyük ölçüde ortada. Yapay zekâ dokümantasyon hazırlıyor, karmaşık konuları açıklıyor, araştırmaları özetliyor ve içeriği farklı kitlelere göre uyarlıyor. Her taslak ilk seferde kusursuz değil; ama artık kıt olan şey metnin kendisi değil.

Asıl ilginç soru şu:

Bütün bunları kim yayımlayacak?


Yazmak, yayınlamanın yalnızca ilk adımı.

Metin hazır olduğunda birinin onun nerede yaşayacağına, hangi sürümün geçerli olduğuna, çevirilerin kaynak metinle nasıl ilişkileneceğine, hangi bağlantının paylaşılacağına ve sorumluluğun kimde olduğuna karar vermesi gerekir.

Her güncellemede başka bir mesele daha doğar: Değişikliklerin hangisi diğer dillere taşınacak ve okur sonunda ne görecek?

Bunlar yazma sorunları değil.

Bunlar yayınlama sorunları.


Bugün neredeyse her yapay zekâ ürünü bir sonraki çıktıya odaklanıyor: bir komut daha, bir taslak daha, bir makale daha.

Web altyapısı ise her bitmiş metni hâlâ bağımsız bir sayfa gibi ele alıyor: tek belge, tek adres, tek dil, tek yayın.

Her sürümün uzun bir el emeği gerektirdiği dönemde bu yaklaşım anlaşılırdı. Aynı fikir dakikalar içinde farklı ülkeler ve okur grupları için onlarca editoryal sürüme dönüşebiliyorsa artık pek anlamlı değil.

Kopyalar düzen sağlamaz. Kimliği, geçmişi, istatistikleri ve bakım yükünü parçalar.


Geleceğin internetinde yalnızca daha fazla içerik olmayacak; daha fazla katılımcı olacak.

Yazarlar, ekipler, kurumlar ve özerk yazılımlar aynı akışta yer alacak. Yapay zekâ çevirecek, gözden geçirecek, belgeleri güncelleyecek, mevzuat değişikliklerine uyum sağlayacak ve yeni baskılar hazırlayacak.

Çoğu durumda yazarı ortadan kaldırmayacak. Editoryal sürecin yeni bir katılımcısı olacak.

Bu yüzden platformların yalnızca “yapay zekâyla yazmayı nasıl ekleriz?” diye sorması yetmez. Asıl soru şudur:

İnsanların ve yapay zekâ ajanlarının aynı yayın modelinde çalıştığı bir sistem nasıl kurulur?


Publicasta bu nedenle bir yapay zekâ yazma aracı olarak tasarlanmadı.

Çıkış noktası daha geniş: yazar, editör, yayın sorumlusu, çevirmen ve okur insan da olabilir, ajan da. Yayının yapısı, her rolü kimin üstlendiğinden bağımsız çalışmalı.

Bir makale tek yayın olarak kalmalı; tek kimliği, ortak geçmişi ve kalıcı bağlantısı olmalı. Bütün dil sürümleri aynı yerde bulunmalı.

Yeni uyarlamayı profesyonel bir çevirmenin, yerel bir ekibin ya da bir yapay zekâ ajanının hazırlaması onu ayrı bir makaleye dönüştürmemeli.


Yayıncılığın geleceği yazarları değiştirmekten ibaret değil.

Yazmanın en zor bölüm olmaktan çıktığı bir dünyada hâlâ anlamlı kalan altyapıyı kurmakla ilgili.

Yapay zekâ milyonlarca metin üretebiliyorsa gerçek güçlük onları yazmak olmayacak.

Doğru biçimde yayımlamak olacak.